ANKARA (A.A) - Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) 10-11 Temmuz 2010'da gerçekleştirilen Kamu Personeli Seçme Sınavı'nın (KPSS) sorularının çalındığı ve kopya çekildiğine ilişkin iddialara yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, ÖSYM'deki bilgisayarlarda yapılan incelemenin bugünkü bölümü sona erdi, incelemelere yarın da devam edilecek.

 


YÖK Denetleme Kurulunca savcılık kanalıyla mahkemeden alınan karar doğrultusunda polisin, ÖSYM'nin Bilkent'teki ana hizmet binasında dün başlattığı inceleme-araştırmanın, bugün sabah başlayan bölümü tamamlandı.
Çalışmalarını mesai saatinin bitiminde sona erdiren 3 kişilik ekip, binadan ellerinde çantalarla çıktı. Polisler, çantaları bir minibüse yükledikten sonra ayrıldı.

 

Polislerin bugünkü çalışmalarında, KPSS'nin Eğitim Bilimleri sorularını hazırlayan komisyon üyelerinin çalışmalarını yürüttükleri bilgisayarlar ile sınav hizmetleri birimindeki diğer bilgisayarların ana belleklerini kopyaladıkları öğrenildi.
ÖSYM'den alınan verilerin, Ankara Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce geniş kapsamlı araştırılacağı belirtildi.

 

Polislerin ÖSYM'deki incelemelerinin yarın da devam edeceği öğrenildi.

'İrticayla mücadale eylem planı'nı yazdığı iddiasıyla 4 ay önce tutuklanarak cezaevine konan Kurmay Albay Dursun Çiçek ölüm orucuna başladığını açıkladı. Albay Çiçek, "hukuk cinayeti bitinceye kadar orucumu açmayacağım" dedi.


İrtica ile mücadele eylem planı davasında 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan Kurmay Albay Dursun Çiçek, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 11'inci duruşmasında tahliye talebinde bulundu.


Savunmasını yaptıktan sonra tahliye talebinde bulunan Albay Dursun Çiçek, talebinin reddedilmesinin ardından 'ölüm orucuna' başladığını açıkladı.



Albay Dursun Çiçek'in avukat kızı İrem Çiçek, babasının kendi el yazısıyla gönderdiği notu, gözyaşlarına boğularak okudu.


İrem Çiçek, babasının ölüm orucuna başladığına dair notu okumakta zorlandı.

"İftira, yargısız infaz  ve tutsaklık bitinceye, hakimler, hukuk ve vicdanlarına göre karar verinceye, hukuk ve adalet geri gelip hukuk cinayeti bitinceye kadar orucumu açmayacağım. Evet, babam artık orucunu açmayacak"

Bu arada İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, suç vasfının değişme ihtimali ve dosyadaki mevcut delil durumunu dikkate alarak yaklaşık 10 aydır tutuklu bulunan Ulusal Kanal İstihbarat Şefi Ufuk Akkaya'nın tahliyesine karar verdi. Akkaya hakkında yurt dışına çıkış yasağı konuldu.

 

(Haber Türk)

İSTANBUL (CİHAN)- Aleviler, 2005 yılında Alevi vatandaşların din hizmetlerinin kamu hizmeti olarak sunulması konusunda, başbakanlık aleyhine açılan davayı kaybetmesi ve Türkiye'deki iç hukuk yollarının sona ermesi üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) gidiyor. İçinde çok sayıda Alevi derneklerini barındıran Alevi Vakıfları Federasyonu adına bir açıklaması yapan Cem Vakfı Genel Başkanı Profosör Doktor İzzettin Doğan, Hükümeti, verilen sözleri yerine getirmemekle suçladı. Türkiye'de iç hukuk yollarının tükenmesiyle AİHM'e gitmekten başka çarelerinin kalmadığını vurgulayan Doğan, Başbakan'ın Alevi dedeleriyle ilgili sözlerini 'İpe sapa gelmez' olarak niteledi. Doğan, 12 Eylül'de de şahsi olarak oyunun 'hayır' olacağını ifade etti.

 

2 bine yakın Alevi vatandaşın Başbakanlık aleyhine açtığı davanın Danıştay'da son bulması üzerine alevi dernekleri, davayı AİHM'e götürme kararı aldı. İçinde çeşitli Alevi derneklerini bulunduran Alevi Vakıfları Federasyonu, konuyla ilgili The Marmara Oteli'nde bir basın toplantısı düzenledi. Federasyon adına konuşan Cem Vakfı Genel Başkanı Profösör Doktor İzzettin Doğan, Türkiye'de iç hukukun tükenmesiyle birlikte Alevi derneklerinin yol haritasını paylaşmak üzere toplandıklarını söyledi. Türkiye'de din hizmetlerinin bir kamu hizmeti olarak görüldüğünü ve ne şekilde yapılacağının kanunlarla belirlendiğini hatırlatan Doğan, "Anayasa'da din hizmetleri bir kamu hizmeti olarak kabul ediliyorsa, uygulamada o kamu hizmeti, dini inançları olan her vatandaşa eşit bir şekilde, ayrım yapılmadan ulaştırılması gerekir" dedi.

 

Sayılarının 25-30 milyonu bulduğunu öne sürdüğü Alevilerin yok sayıldığını ve sayılmaya devam ettiğini belirten Doğan, din hizmetlerinin Diyanet İşleri Başkanlığı'nca sadece Sünni İslam anlayışını, 8-10 yıldır da vehabi İslam anlayışının yansıtacak biçimde sadece Sünni inancını benimsemiş insanlara verildiğini ifade etti. İnsanların yasalar önünde eşit olduğunu vurgulayan Doğan, idarenin kamu hizmeti niteliğindeki din hizmetlerinde hiçbir ayrıma gidemeyeceğini söyledi.

 

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iktidara geldiklerinde Alevilerin çektikleri zahmetleri daha kolayca anlayacağını ve sorunlarını çözmek için kolları sıvayacaklarını düşündüklerini aktaran Doğan, "Ama huzurlarınızda açıkça söyleyeyim, tam 5 yıl bekledik. 5 yıl en ufak bir hareket olmadığını görünce olayı yargı ortamlarına taşımak zorunda kaldık ve dava açtık. 2 bine yakın insan, isteseydik 200 bin kişi olurdu bu sayı, ama mahkemelerin kırtasiye yükünü arttırmamak için 2 bin kişiyi temsilen Başbakanlığa ve Milli Eğitim Bakanlığı'na açılan davalar nihayet kısa süre önce sonuçlandı ve kesinleşti. Özetle mahkeme Ankara 6. İdare Mahkemesi kararında Alevilerin ciddi ve tutarlı bir inancı oluşturduğunu, bundan hiç kimsenin kuşku duymadığını ancak mevcut hükümleri karşısında mahkemenin vereceği başka bir karar bulunmadığını ve davanın reddedilmesi gerektiğine hükmetti. Biz bu karara karşı temyiz yolu olarak Danıştay'a müracaat ettik. Danıştay da temyiz merci olarak kararı yerinde buldu." şeklinde konuştu.

 

Alevilerin dava konusu olan isteklerini sıralayan Doğan bunları , 'alevi vatandaşlara din hizmetlerinin kamu hizmeti olarak sunulması, cemevlerinin resmi ibadethane statüsünde sayılması, inanç önderlerinin kamu görevlisi olarak istihdamı ve bu hizmetlerin verilebilmesi için genel bütçeden pay ayrılması' şeklinde sıraladı. AİHM'e başvuruyu 12 Eylül referandumundan önce yapma kararı aldıklarını kaydeden Doğan bunun gerekçesini de şöyle açıkladı: "Çünkü Anayasa paketinde bireylere Anayasa Mahkemesi'ne başvuru hakkı tanınıyor. Yani bizim için yeni bir hukuk yolu açılıyor. Onun için doğrudan AİHM'e gidemiyoruz. O da çok uzun zaman alacağından referandum öncesi başvurumuzu bugün yapacağız."

 

Konuşmasının sonunda basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Doğan, Başbakan'ın alevi dedeleriyle ilgili sözlerini de, "İpe sapa gelmez, belki de kendi amacını aşan sözlerini de duymaktan büyük üzüntü duyduk." şeklinde yorumladı.

 

"Referandumla ilgili Alevilerin oyları ne olacak?" şeklinde soruya da Doğan, "Alevi yurttaşlara karşı bir ayrım içinde olmadığını anlatması yetmez. İnandırması gerekiyor. Bu anayasa değişikliğini 24 maddenin üzerinde herhangi bir anlaşmazlık yok. Ama yargı organlarının yapısı söz konusu olduğunda, değiştirilmek istendiği biçimiyle yeni yargı tipi modeli yasama ve yürütmeye yargının da eklenmesi ve böylelikle totaliter rejime gitmenin zeminini hazırlamak olarak görüyoruz. Sayın Başbakanın bu konuda çok konuşması ve inandırıcı olması lazım. Yani buradan amaç bu iki maddeyle Alevileri tasfiye amacı gütmediğini, Alevilerle ilgili öyle bir sorunun bulunmadığını, Alevilere karşı ayrımcı bir muamele yapmadığını, yapmak istemediği konusunda hem alevi yurttaşları hem de Alevi yurttaşlarla etle tırnak gibi olmuş Sünni kardeşlerimizi ikna etmek zorundadır. Bence bu kampanyanın en kritik noktası budur. Bunu etmediği sürece benim oyum, İzzettin Doğan olarak hayırdır."






İSTANBUL (A.A) - ''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' davasının tutuklu sanığı Albay Dursun Çiçek'in avukatları tarafından mahkemeye verilen dilekçede, tensip zaptıyla alınan yakalama emrinin kaldırılması istendi.


Tutuklu sanık Çiçek'in avukatları Celal Ülgen ve Hüseyin Ersöz tarafından hazırlanarak, davanın görüldüğü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine verilen dilekçede, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) ''yakalama emri ve nedenleri'' başlığını taşıyan 98. maddesinin 3. fıkrasında ''Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında yakalama emri, re'sen veya cumhuriyet savcısının istemi üzerine hakim veya mahkeme tarafından düzenlenir'' denildiği anımsatıldı.
 

Dilekçede, bir kişi hakkında kovuşturma aşamasında yakalama kararı verilebilmesi için sanığın kaçak durumda olması gerektiği ifade edilerek, yasa koyucunun kaçak kavramını hakimin takdirine bırakmadığı, hangi hallerde sanığın kaçak durumuna düşeceğini düzenlediği kaydedildi.
 

Mahkeme tarafından ulaşılamayan kişiye kaçak denildiği belirtilen dilekçede, Çiçek hakkında kaçak kararı verilebilmesi için de o kişinin saklanması, mahkemenin usulüne uygun olarak bir tebligat çıkarması ve zorla getirilme kararının uygulanamıyor olması gerektiği anlatıldı.
 

Mahkeme tarafından düzenlenen tensip zaptında ise tutuklamaların gerekçeleri yazıldıktan sonra yakalama emri çıkarıldığı belirtilen dilekçede, mahkemenin bu kararla Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yer alan ama yeni CMK'da bulunmayan gıyabi tutuklama kararını geri getirdiği kaydedildi.
'

'Bu tensip zaptıyla alınan kararlar yalnız hukuka aykırı değil, aynı zamanda hukuksal bir gaftır'' ifadelerine yer verilen dilekçede, mahkemenin salt şüphe ile tutuklama kararı verdiği iddia edildi.
 

Dilekçede, mahkemenin daha önceden 2 ayrı heyet tarafından serbest bırakılan Çiçek hakkında tensip zaptı ile yakalama çıkaramayacağı ve bu yöntemle tutuklama yapamayacağının açık olduğu ifade edilerek, mahkemenin 2 ağır ceza mahkemesinin tahliye kararının ardından, sanıkların tutuklanmasını gerektirecek kanıt durumunda, dosyaya yeni bir belge geldiğinde tutuklama kararı verebileceği belirtildi.
 

Dilekçede, mahkemenin 29 Nisan 2010 tarihli tensip zaptıyla beraber aldığı yakalama emrinin kaldırılması ve Çiçek'in salıverilmesi istendi.

 

-"BEDRETTİN DALAN BANA GÜVENMEMİŞ"

 

İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' davasının tutuksuz sanığı İlhami Ümit Handan, Bedrettin Dalan'ın özel kalem müdürü olmadığını ve İstek Vakfı tarafından öğrencilere verilecek olan burslarla ilgili başvuruları kontrol ettiğini söyledi.
Duruşmada daha sonra çapraz sorgusuna geçilen Handan, Savcı Mehmet Ali Pekgüzel'in, burs verilecek kişilerle ilgili araştırmayı nasıl yaptığını sorması üzerine, çevresinin geniş olduğunu, emniyet, MİT, savcılık ve askeriyede tanıdıkları olduğunu ve bu kişilere sorduğunu bildirdi.
 

 

Pekgüzel'in ''Burs başvurusu yapacak kişiler size nasıl ulaşıyordu? Makamınız ya da telefonunuzun olmadığını söylediniz'' demesi üzerine Handan, üniversitede olduğunu, bir ihtiyaç duyulduğunda sekreterin kendisini bulduğunu, bazen korumaların odasında oturduğunu anlattı.
 

 

Dalan'ın yurt dışına çıkışı konusunda kendisine yardımcı olup olmadığı sorulan Handan, ''Normalde uçak biletlerini biz alırız. Ancak o gün uçağa bineceğini son anda havalimanında görevli polis Y.Y'den duydum. Dalan'ın yurt dışına çıkacağını bilmiyordum'' yanıtını verdi.
 

 

Handan, koruma polisi Mehmet'in de Dalan'ın Ankara'ya uçacağı şeklinde rapor hazırladığını, kendisinin de yolculuğun Ankara'ya yapılacağını sandığını ifade etti.
 

 

Handan, Savcı Pekgüzel'in, ''Size o kadar yakın olan birisi, her defasında biletlerini dahi sizin almanıza rağmen bu defa neden gideceği yer konusunda size bilgi verilmedi?'' şeklindeki sorusuna ise ''Devlete yakın ve devletini seven birisi olduğum için bana güvenmemiş olsa gerek'' dedi.

 

-''DALAN HAVAALANINA KILI KILINA YETİŞTİ''-

 

Handan, ''Dalan ve eşi, havaalanına kılı kılına yetişti. Normalde bir gün önceden oradaki memur arkadaşlar her şeyi ayarlıyordu. Ancak o gün böyle bir şey olmadı. Bileti biz almadık. Dalan ve eşi bir anda havaalanına gelerek çıktılar. Yanlarında koruma polisi ve şoförü Coşkun Umur vardı. Ben dışarıda bekledim'' şeklinde konuştu.
 

 

Savcı Pekgüzel'in sanıklardan MİT görevlisi olan tutuksuz sanık Özel Yılmaz'ı nereden tanıdığını sorduğu Handan, Yılmaz'ı 13-14 yıldır tanıdığını ifade ederek, ''Çocuklarının burs işlemleri için gelip gidiyordu. Burslar senelikti. Her burs alan kişi yılda bir kez geliyordu'' dedi.
 

 

Dalan ile Özel Yılmaz'ın nasıl tanıştıkları da sorulan Handan, Dalan'ın İstanbul'a yeni gelen başsavcı, emniyet müdürü ve MİT başkanlarını ziyareti sırasında tanıştıklarını anlattı.
 

 

Pekgüzel'in ''Dalan yurt dışına çıkmadan önce Yılmaz ile bir araya geldi mi?'' diye sorduğu Handan, Özel Yılmaz'ın ameliyat olmasının ardından Dalan'ın ziyaretine gittiğini, yurt dışına çıkmadan önce Yılmaz'ın Dalan'ı ziyarete gelmediğini anlattı. Dalan'ın yurt dışına çıkışıyla ilgili Özel Yılmaz ile görüşmediğini anlatan Handan, Dalan'ın istediği zaman Yılmaz ile görüşebileceğini kaydetti.

 

-VELİ KÜÇÜK-

 

Handan, ikinci ''Ergenekon'' davasının tutuklu sanığı Tuncay Özkan'ın da Dalan'ı ziyarete geldiğini, öğle yemeği yediklerini ve Özkan'ın eşinin Yeditepe Üniversitesi'nde çalıştığını belirtti.
 

Pekgüzel'in ''Veli Küçük'ü tanıyor musunuz?'' diye sorduğu Handan, ''4-5 yıl önce arabayla gelip gidiyordu. Resmi kıyafetle ve resmi arabayla geliyordu. Fazla kalmıyordu. Sivil kıyafetle geldiğini görmedim'' yanıtını verdi.
 

 

Pekgüzel'in ''O sırada Küçük'ün görevi neymiş'' dediği Handan, ''Jandarma Bölge Komutanıymış'' şeklinde yanıt verdi.
 

 

Handan, ''Drej Ali'' lakaplı Ali Yasak'ın da üniversiteye gelip gittiğini, tavla oynadığını ifade etti.
 

Duruşma, Handan'ın çapraz sorgusuyla devam ediyor.

ANKARA (A.A) - Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Necdet Özel, ''Silahlı bir terör örgütü var, yaptıkları var. Buna karşı devlet, silahlı mücadelesini sürdürecektir tabii, bitinceye kadar'' dedi.

 


Orgeneral Özel, Merkez Orduevi'nde düzenlenen 30 Ağustos resepsiyonunda gazetecilerle sohbet etti. Bir gazetecinin ''Jandarma Genel Komutanlığı'nda devir teslim sessiz oldu, niçin?'' sorusuna, ''Öyle gerekti'' yanıtını verdi.

''Sizin gelecek dönemde Genelkurmay Başkanı olmanız konusunun Yüksek Askeri Şura toplantıları esnasında gündemde çok yer alması, üzerinizde baskı oluşturdu mu?'' sorusu üzerine Orgeneral Özel, 43 yıldır görev yaptığını ve mütevazı bir hayatı olduğunu belirterek, ''Ben ileriye yönelik planlar hiçbir zaman yapmam. İtaate inanırım, görev tevdi edilir, ben de yaparım'' dedi.

 

Sivil-asker ilişkileri konusunda ne düşündüğüne ilişkin soruyu yanıtlayan Orgeneral Özel, böyle bir ayrıma karşı olduğunu dile getirdi. Orgeneral Özel, üniformasını çıkardığında sivil olarak, hatta zaman zaman da korumasız dolaştığını ve hiç kimsenin asker olduğunu bilmediğini söyledi.

 

Irak sınırının korunmasının Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na devredilmesiyle ilgili soru üzerine Orgeneral Özel, bu konuda çalışmalar yaptıklarını belirtti.

Sınır güvenliği konusunda farklı yapılanmalar oluşturulması yönündeki tartışmaların hatırlatılması üzerine de Orgeneral Özel, devletin üst kademesinin bu konuyu çözmesi gerektiğini kaydetti.

 

Sınır güvenliğinin jandarmadan Kara Kuvvetleri'ne devrinin terörle mücadeleyi nasıl etkileyeceği yönündeki soruya karşılık Orgeneral Özel, ''Devir olsa da beraber çalışıyoruz. Oradaki jandarma birlikleri, bizim harekat komutamızda, terörle mücadele konusunda görev veriyoruz, yapıyorlar'' dedi.

 

Orgeneral Özel, ''Silahlı bir terör örgütü var, yaptıkları var. Buna karşı devlet, silahlı mücadelesini sürdürecektir tabii, bitinceye kadar'' diye konuştu.

ANKARA (A.A) - Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, "Tek tip askerlik daha Bakanlar Kurulu'nda görüşülmedi. Genelkurmay Başkanlığında bir çalışma var" dedi.


Gönül, Merkez Orduevi'nde düzenlenen 30 Ağustos Resepsiyonu'nda gazetecilerin sorularını yanıtladı.

 

Bedelli askerlikle ilgili çalışma yapılıp yapılmadığının sorulması üzerine Gönül, şunları söyledi:
'

'Bedelli askerlikle ilgili hiçbir çalışma yok. Bedelliyle ilgili çalışma yapmaya da gerek yok. Bedelliyle ilgili kanunda hüküm var. Genelkurmay diyecek ki 'ihtiyacımdan fazla asker var' ondan sonra bedelliyi işletmeye başlayacağız.''


Başka bir gazetecinin ''tek tip askerliğe'' yönelik sorusu üzerine de Gönül, ''Tek tip askerlik daha Bakanlar Kurulu'nda görüşülmedi. Genelkurmay Başkanlığında bir çalışma var'' dedi.

İSTANBUL (CİHAN)- İsrail askerlerinin Akdeniz'de silahlı saldırıda bulunduğu ve 9 Türk'ü katlettiği Mavi Marmara gemisi müze oluyor. Bağcılar Belediyesi Ramazan çadırında panelde konuşan İHH Başkanı Bülent Yıldırım, Mavi Marmara'yı müzeye çevirebileceklerini söyledi.

 

Gazze'ye yardım götürürken İsrail'in Akdeniz'de silahlı müdahalede bulunduğu ve 9 Türk'ün hayatını kaybettiği Mavi Marmara gemisi müze oluyor. Bağcılar Belediyesi Ramazan çadırında, "Filistin nereden nereye" konulu panelde konuşan İHH Başkanı Bülent Yıldırım, saldırının ardından İsrail'in Mavi Marmara gemisinde yaptığı tahribatı anlattı.

 

Yaşanan olayda, Türkiye'de bütün siyasi partilerin ve medyanın kendilerine destek verdiğini söyleyen Yıldırım, bu destekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Türkiye'nin ilk şartının, gemide bulunanların İsrail tarafından yargılanamayacağı, ikinci şartının ise gemilerin Türkiye'ye gelmesi olduğunu hatırlatan Yıldırım, "Çok uzun süre gemilerimizi tuttular" dedi. Gemilerin römorkörlerle Türkiye'ye çektirildiğini hatırlatan Yıldırım şunları söyledi: "Size ilginç bir şey söyleyeyim adamlar o kadar zalim ki bütün gemileri paramparça etmişler, bütün makineleri bozmuşlar. Gemiler Allah'a şükür geldi. Şimdi Mavi Marmara'yı ne yapacağız? Muhtemelen müze yapacağız. Hani bunlar devamlı müze yapıyorlar, Hitler'in katliamını. Evet, Hitler Yahudileri katletti. Ama bunlar da Gazze'de ve Filistin'de Müslümanları katlediyorlar."

 

İHH Başkanı Yıldırım, konuşmasında, sel felaketinin yaşandığı Pakistan'a yönelik başlattıkları yardım kampanyası hakkında da bilgi verdi. Yardımların onarılacak Gazze gemilerinden biri ile götürüleceğini açıklayan Yıldırım, "Sloganımız, 'Yükümüz insani yardım, rotamız Pakistan' olacak" dedi. İHH Başkanı, geminin 15 gün sonra, 3 bin ton malzeme ile yola çıkacağını söyledi.

 

İsrail askerleri tarafından uluslararası sularda saldırıya uğrayan Mavi Marmara gemisinde 9 Türk hayatını kaybetmişti. Olayın ardından, geminin nasıl kullanılacağı merak konusu olmuştu. Pek çok sivil toplum kuruluşu ve kişi, geminin müzeye çevrilmesi önerisinde bulunmuştu. Sosyal paylaşım sitesi facebook'ta da bu yönde gruplar oluşturulmuştu.


ANKARA (CİHAN)- Başbakanlık, Takvim gazetesinde yer alan 'Sandalet Genelgesi' haberini yalanladı.

 

Başbakanlık'tan yapılan açıklamada, Takvim gazetesinin birinci sayfasında yayınlanan 'Sandalet genelgesi' başlıklı haberin tamamen gerçek dışı olduğu ve böyle bir Başbakanlık genelgesi olmadığı belirtildi.

 

Haberde, Başbakanlık'ta görevli erkek memurlara, 'açık, atkılı ayakkabı ve sandalet giymemeleri' istendiği iddia edilmişti. Haberde; bayan memurlar için ise elbise, pantolon, etek giymeleri, ayakkabılar sade, boyalı olması, saçların normal kesilmiş ve saçların taralı açık olması istendiği ileri sürülüyordu.


ANKARA (A.A) - Kamu görevlileri sendikaları mevzuatının, toplu sözleşme sürecine uyumunun sağlanması amacıyla Devlet Personel Başkanlığı (DPB) koordinatörlüğünde çalışma başlatılacak.

 


Hükümet ile Memur-Sen arasında imzalanan toplu görüşme tutanağının eklerinde kamu çalışanlarının mali, sosyal, özlük ve çalışma koşullarına ilişkin kimi sorunların çözümüyle ilgili yapılacak ve gerçekleştirilecek çalışma sonucuna göre değerlendirilecek kimi konulara yer verildi.

 

Buna göre, ''Gerekli düzenleme ve uygulamaların yapılması veya talebin niteliğine göre ilgili kurumlara intikal ettirilerek gerekli değerlendirme ve çalışmaların yapılması öngörülen hususlar'' başlığı altında, kamu görevlileri sendikaları mevzuatının, toplu sözleşme sürecine uyumunun sağlanması amacıyla DPB koordinatörlüğünde yapılacak mevzuat tasarısı hazırlık çalışmalarında 4688 sayılı kanunun uygulanmasından ortaya çıkan sorunlar çözülecek.

 

Engelli personelin hizmete alınmasına ilişkin sınavların merkezi olarak yapılması ve aylıklarını zamanında alamayan bazı belediyelerde çalışanların aylıklarının zamanında ödenmesi konusunda Başbakanlık Genelgesi yayımlanması için çalışma yapılacak.

 

Çalışmalar kapsamında, Sağlık Bakanlığı personeline, ek ödeme ile döner sermaye ödemeleri arasında yıllık bazda gerçekleştirilen mahsuplaşmanın aylık bazda yapılması değerlendirilecek.

-''ÖZELLEŞTİRİLEN KURUM PERSONELİNE ATANMA HAKKI''-


''İlgili kurumların görüşleri alınarak sonucuna göre değerlendirme ve çalışma yapılacak hususlar'' başlığı altında ise ''Özelleştirilen kuruluşların personeliyle ilgili olarak; bahse konu kuruluşlarda çalışmakta olan ve istihdam fazlası veya nakle tabi personele belli süreyle eski kuruluşunda kalma ve bu süre içerisinde sözleşmesinin feshedilmesi halinde diğer kamu kurumlarına atanma hakkı verilmesi'' değerlendirilecek.

 

Sözleşmeli personel sistemine ilişkin, ilgili kamu kurumlarının da katılacağı bir genel değerlendirme çalışmasının yapılması, çalışma sonuçlarının Kamu Personeli Danışma Kurulunda değerlendirilmesi öngörülüyor.

 

Sözleşmeli personelin eş durumu dolayısıyla atanması konusu, ilgili kurumların da görüşü alınarak değerlendirilecek. Sözleşmeli personelin yönetici pozisyonlara görevlendirilmesi üzerinde çalışma yapılacak.

 

Sözleşmeli personel pozisyonlarının iptal edilmesi durumunda bu personelin diğer sözleşmeli personel pozisyonlarına yerleştirilmesinde objektif bir sistem kurulması değerlendirilecek.

 

İlk defa sözleşmeli personel alımının söz konusu olması durumunda öncelikli kurum içi ilana çıkılarak boş pozisyonların kurum içinden doldurulması, daha sonra boşalan pozisyonlar için dışarıdan personel alımı yoluna gidilebilmesi konusunda çalışma gerçekleştirilecek.

 

Sözleşmeli personel hacda da görevlendirilecek.

-''EK ÖDEMELERDEKİ AKSAKLIKLARIN GİDERİLMESİ''-


''İlgili kurumların görüşleri alınarak sonucuna göre değerlendirme ve çalışma yapılacak hususlar'' başlığı altında yer alan diğer çalışmalar şöyle:
''-KİT'lerde 1 sayılı cetvele tabi olan personele ödenen ek tazminat oranının yüzde 200'e çıkarılması ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca yapılan ek ödemenin uygulanmasından doğan aksaklıkların giderilmesi.
-Kamu personelini ilgilendiren lojman, kreş gibi sosyal haklara ilişkin olarak yapılan çalışma ve komisyonlarda sendika temsilcilerinin bulunması.
-TBMM'ye sevk edilen ve 657 sayılı kanunda değişiklik öngören kanun tasarısının, konfederasyonların görüş ve önerilerini almak amacıyla Kamu Personeli Danışma Kurulunda değerlendirilmesi.
-Memur kadrolarında derece sınırlamasının kaldırılarak tüm kamu çalışanlarına eğitim durumlarına uygun olarak yükselebilecekleri derece ve kademelere kadar ilerleme imkanı sağlanması.
-Sözleşmeli personele sürekli görev yolluğu ödenmesi.
-4-B statüsünde istihdam edilen sözleşmeli personel ile 5393 sayılı kanun hükümlerine göre istihdam edilen sözleşmeli personelden emsali devlet memuru ile kıyaslandığında aylık olarak daha düşük ücret alan sözleşmeli personelin ücretlerinin emsali devlet memuru seviyesine çıkarılması.
-Sözleşmeli personelin sözleşmelerinden alınan damga vergisinin kaldırılması ya da kurum tarafından karşılanması.''

ANKARA (CİHAN)- Genelkurmay Başkanlığı, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Aslan Güner'e atfen Taraf Gazetesi'nde bugün yayınlanan ''Aslan Paşa'nın suçlu kulakları'' haberine ilişkin olarak idari soruşturma başlattı.

 

Gazetede, Orgeneral Güner'in bölücü terör örgütü ''PKK'yı dinleyeceğiz'' gerekçesiyle TSK'ya İsrail'den aldırdığı dinleme cihazlarını başka maksatlarla kullandığı ve 2 bin kişiyi dinlettiği iddia edilmişti. Taraf Gazetesi'nde Mehmet Baransu imzasıyla yayınlanan bu haberin ardından Koşaner'in başında bulunduğu Genelkurmay Başkanlığı jet hızıyla soruşturma başlattı.

 

Konuya ilişkin internete konulan açıklama şöyle: ''Bugünkü bir gazetede bölücü terör örgütüne yönelik olarak temin edilen bir teknik cihazın başka maksatlarla da kullanıldığı şeklinde bir haber yer almıştır. Konu ile ilgili idari soruşturma başlatılmıştır. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.''

 

Orgeneral Işık Koşaner'in Genelkurmay Başkanlığı'na gelişinde ilk icraatı kendi yardımcısı Güner'e basında hakkında çıkan iddialardan ötürü soruşturma açmak oldu. Koşaner, devir teslim töreninde yaptığı açıklamada Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde hiçbir şuç ve suçluya geçit vermeyeceklerini ifade etmişti.

        

  • A Milli Basketbol takımımız 2010 FİBA Dünya Şampiyonası'na iyi bir başlangıç yaptı. Şampiyonada C grubunda mücadele eden dev adamlar ilk maçında Fildişi Sahili'ni 86-47 yendi. A milli takımımız şampiyonanın ikinci maçını Rusya ile saat 21.00'de oynayacak. .

  • HELSİNKİ (A.A) - UEFA Avrupa Ligi play-off turunda Beşiktaş, rövanşta Finlandiya'nın HJK Helsinki takımını 4-0 yenerek gruplara kaldı.

     

  • Spor Toto Süper Lig'in 2. haftasında Trabzonspor ile Fenerbahçe arasında Avni Aker Stadı'nda oynanan maç ev sahibi takımın 3-2'lik galibiyeti ile sona erdi.


  • İSTANBUL (A.A) - Trabzonspor ile Fenerbahçe, Spor Toto Süper Lig'de yarın yapacakları maçla birlikte tarihte 103. kez karşı karşıya gelecek.


    Trabzon Hüseyin Avni Aker Stadı'nda 13 Şubat 1974 tarihinde yapılan ve 0-0 berabere sonuçlanan Türkiye Kupası çeyrek final maçıyla başlayan 36 yıllık rekabette, galibiyet sayısında Fenerbahçe'nin üstünlüğü bulunuyor.


    Fenerbahçe, geride kalan maçlardan 38'ini kazanırken, Trabzonspor 36 kez galip geldi. Taraflar 28 maçta ise eşitliği bozamazken, sarı-lacivertlilerin toplam 122 golüne, bordo-mavililer 121 golle yanıt verdi.



    -LİGDE DE FENERBAHÇE ÜSTÜN-

    Fenerbahçe ile Trabzonspor, lig tarihinde şimdiye dek 72 kez karşı karşıya geldi.


    İki ekip arasında bugüne kadar ligde yapılan maçlarda, sarı-lacivertlilerin, bordo-mavili takıma karşı galibiyetlerde 28-21'lik üstünlüğü bulunuyor. İki ekip arasında bugüne dek yapılan 23 lig karşılaşmasında ise eşitlik bozulmadı.


    Fenerbahçe'nin ligde attığı toplam 92 gole, Trabzonspor 80 golle yanıt verdi.


    İki takım arasında geçen sezon yapılan lig maçlarında Fenerbahçe deplasmanda 1-0 galip gelirken, İstanbul'daki karşılaşma 1-1 bitti ve Fenerbahçe şampiyonluğu Bursaspor'a kaptırdı.


    Diğer yandan, iki ekip geçen sezon Ziraat Türkiye Kupası'nın finalinde de karşılaştı. Şanlıurfa'daki maçı 3-1 kazanan Trabzonspor, kupayı müzesine götürdü.



    -TRABZON'DAKİ MAÇLAR-

    Trabzonspor ile Fenerbahçe arasında Trabzon'da yapılan maçlarda ev sahibi bordo-mavili takımın üstünlüğü bulunuyor.


    Şimdiye kadar Trabzon'da yapılan 41 resmi ve özel maçta Trabzonspor'un 19, Fenerbahçe'nin ise 12 galibiyeti bulunuyor. Taraflar Trabzon'daki 10 maçta ise eşitliği bozamadı.


    Hüseyin Avni Aker Stadı'nda Trabzonspor 50, Fenerbahçe ise 34 gol attı.


    Trabzon'daki 36 lig maçında ise Trabzonspor 15, Fenerbahçe 12 kez kazanırken, 9 maç eşitlikle sona erdi. Hüseyin Avni Aker Stadı'ndaki lig maçlarında bordo-mavililer 42, sarı-lacivertliler ise 33 gol kaydetti.



    -EN FARKLI SKORLU GALİBİYETLER-

    Fenerbahçe, Trabzonspor'u 5 Mart 1989'da Kadıköy'de 5-1 gibi açık farklı skorla yendi. Bu sonuç, iki takım arasında bugüne kadar yapılan maçlardaki en farklı skorlu galibiyet olarak da tarihe geçti.


    Sarı-lacivertliler ayrıca, 26 Ekim 1991'de Kadıköy'deki lig maçını 4-1, 2000-2001 sezonunda İstanbul'daki lig maçını 5-2, 2001-2002 sezonunda ise yine İstanbul'daki maçı 3-0 kazandı.


    Trabzonspor ise Fenerbahçe karşısındaki tarihindeki en farklı skorlu galibiyetlerini, 11 Ağustos 1992'de Kadıköy'de Şenol Çorlu'nun jübile maçında 4-1, 26 Aralık 1976 ve 9 Mart 1991 tarihlerinde de Trabzon'daki lig maçlarında 3-0'lık sonuçlarla aldı.



    -EN GOLLÜ MAÇLAR-

    İki takım arasındaki en gollü maç, 6 Ekim 1990'da Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda yapıldı. Toplam 8 gol atılan lig maçında Trabzonspor, Fenerbahçe'yi 5-3 yendi.


    Bordo-mavililer ayrıca 21 Mayıs 1994'de Ankara 19 Mayıs Stadı'nda yapılan Başbakanlık Kupası maçında ve 6 Nisan 1997'de yine Trabzon'daki lig maçında rakibini 4-3'lük skorlarla yendi.


    Fenerbahçe ise 17 Ekim 1992'de Hüseyin Avni Aker Stadı'ndaki gol düellosundan 4-3 galip ayrılırken, 2000-2001 sezonunda İstanbul'daki lig maçını 5-2 kazandı.

  • UEFA Avrupa Ligi play-off turu ilk maçında Trabzonspor, deplasmanda Liverpool'a 1-0 yenildi.

    İlk yarıyı 1-0 yenik kapatan bordo-mavililer, ikinci yarıda Ngog ve Torres gibi oyuncuları sahaya süren Liverpool karşısında savunma güvenliğini ön planda tutmaya çalışırken, ender ataklarıyla da rakip kalede gol aradı, ancak başarılı olamadı.

     


Anayasa Değişikliğine destek verecek misiniz?

  • 58

    58%

  • 35

    35%

  • 5

    5%

  • 2

    2%