Haftalık karikatür dergisi Penguen KPSS'deki kopya rezaletini kağaına taşıdı.
|
ANKARA (A.A) - Türk Malı adlı dizide, Abiye ve Erman Kuzu karakterlerinin kullandığı bozuk Türkçe nedeniyle Show TV'den savunma istemesine ilişkin eleştirileri yanıtladı.
Prof. Dr. Dursun, yaptığı açıklamada, Türk Malı dizisinde pek çok kelime, deyim, özlü söz, özel isim, unvan, yer ismi, terim ve yabancı kelimelerin yoğun olarak yanlış kullanıldığını belirterek, ''Dizide dilin yanlış kullanılması en önemli mizah unsuru olarak karşımıza çıkıyor. Üstelik bu televizyon gibi etkili bir mecrada yapılıyor'' dedi.
Televizyonda ve mizah programlarında Türkçe eğitimi verilmesi gibi bir beklentilerinin olmadığını ifade eden Dursun, şunları kaydetti:
''Ülkemizde günlük ortalama televizyon izleme süresinin beş saate yakın olduğunu göz önünde bulundurursak, televizyon programlarında kullanılan dilin izleyicilerin konuşmaları üzerinde ne kadar etkili olabileceğini görürüz. Konunun uzmanları ve eğitimciler de bu görüşteler.
Mizah dergilerini birkaç bin kişi okur, televizyon programlarını ise aynı anda milyonlarca kişi izliyor. Üst Kurulun, Türk Malı dizisiyle ilgili kararı eleştirilirken göz ardı edilen husus budur.''
Prof. Dr. Davut Dursun, bazı haberlerde iddia edildiği gibi dizinin RTÜK tarafından engellenmesinin ya da yayından kaldırılmasının yasal açıdan söz konusu olmadığını, Üst Kurulun diziyle ilgili kararını yayın kuruluşunun savunması alındıktan sonra vereceğini bildirdi.
Prof. Dr. Davut Dursun, Kuruluşun savunması yeterli bulunmadığı takdirde yasaya göre uygulanacak müeyyide program durdurmadır. Bu, programın yayından kaldırılması anlamına gelmemektedir. Bu arada Üst Kurulun bütün idari işlemlerinin yargı denetimine açık olduğunu belirtmekte yarar var'' diye konuştu.
|
ANKARA (A.A) - TRT'nin titiz bir çalışmayla bandrol gelirlerini incelediği, bandrol alacağıyla ilgili olarak dolandırıldığının tespit edildiği ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu bildirildi.
TRT Genel Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, TRT'de yapılan geçmiş uygulamalarda bandrole tabii tüm cihazlar için tek tip bandrol kullanılmakta olduğunu belirterek, ancak uygulamada düşük matrahlı ürün için bedeli mukabili alınan bandrollerin yüksek matrahlı ürünlere yapıştırıldığı ve bu suretle TRT'nin bandrol açısından dolandırıldığının tespit edildiği kaydedildi.
Bu durumun önüne geçmek amacıyla Nisan 2009 tarihinden itibaren cihaz türü bazında farklı bandrol uygulamasına geçildiği ifade edilen açıklamada, halen ithalatçı veya imalatçı bandrole tabi cihaz satıcısı firmaların bandrol taleplerinin TRT tarafından 8 ayrı tip ve renkte bastırılmış olan bandroller ile karşılandığı belirtildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
''Kurumumuza yapılan bir ihbarda, ismi geçen firmanın 2009 ve 2010 yıllarında yurt dışından çeşitli ülkelerden oldukça yüklü miktarlarda televizyon ithalinde bulunduğu ve ithal ettiği televizyonları ise yurt içi piyasada satışa sunduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte anılan firmanın bugüne kadar kurumumuzla hiçbir mükellefiyet ilişkisi kurmadığı gibi satışını gerçekleştirdiği televizyonlar için Kurumumuza ödemesi gereken bandrol ücretini de ödemediği tespit edilmiştir.''
TRT'den mini radyo ithalat belgeleri karşılığında alınan bandrollerin televizyon satışlarında kullanıldığı tespitinin yapıldığı belirtilen açıklamada, ''Bu iddialarla ilgili olarak sunulan belgelerle birlikte bahsi geçen firmalar hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Bu suç duyurusundan hareket ile 11 Ağustos 2010 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığının talimatları ile İstanbul polisince çeşitli firmalar nezdinde operasyonlar yapılmıştır.
Dolandırıcılığın boyutları ve olaya ismi karışan firma ve kişilerin isimleri önümüzdeki dönem kamuoyumuzla paylaşılacaktır'' denildi.
|
Taraf gazetesinin ‘BDP boykotu esnetebilir’ başlıklı haberini kesin bir dille yalanlayan BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, boykot tavrını daha da güçlendirmek için yeni planlama yaptıklarını belirterek, “Bu haberler tamamen maksatlıdır, çarpıtmadır, yalandır, halkımızın kafasını karıştırmaya yöneliktir. ‘BDP’nin siyasi tutumunda bir değişiklik olmuyorsa, bari hitap ettiği kitlenin kafasını karıştıralım’ mantığıyla yapılmış, basın etiğine uymayan yalan haberlerdir” dedi.
Söz konusu gazetenin ‘BDP boykotu esnetebilir’ başlığıyla yayınladığı, DTK kongresinde BDP’lilerin ılımlı kanadının ‘evet’ yönünde tutum alınması şeklinde görüş belirttiği, ancak radikal kanadın ise boykotta ısrar ettiği yönündeki haber Gültan Kışanak tarafından yalanlandı.
Kışanak, ANF’ye yaptığı açıklamada, DTK’nin gündemleri arasında siyasal sürecin değerlendirilmesi konusunun da yer aldığını ve doğal olarak referandum sürecinin de dile getirildiğini belirterek, “Ancak kürsüye çıkan onlarca arkadaşımızın hepsi de referandumda boykot tavrının en doğru tavır olduğunu söylediler. Kürsüde boykot tavrının desteklenmesi gerektiği yönünde konuşmalar yaptılar. O kürsüden bir tek kişi bile çıkıp bu referandumda ‘evet’ denilmesi gerektiği yönünde görüş ve öneri bildirmedi” diye konuştu.
DTK’daki toplantıda, boykot tavrının Türkiye demokrasisi ve Kürt sorununun çözümü konusunda stratejik bir yaklaşım olduğu, bu tavırla birlikte yeni anayasa talebinin arkasındaki toplumsal gücün ortaya çıkartılması gerektiği yönünde görüşlerin dile getirildiğini belirten Kışanak, “Nitekim DTK’nın sonuç bildirgesinde de yeni anayasa yapılıncaya kadar boykotta bir esnemenin olmayacağı net bir şekilde yer aldı. Boykot tavrında bu kadar net olunmasına rağmen bir basın kuruluşunun farklı bir haber yapması maksatlıdır. Bu haberler tamamen çarpıtmadır, yalandır, halkımızın kafasını karıştırmaya yöneliktir. ‘BDP’nin siyasi tutumunda bir değişiklik olmuyorsa, bari hitap ettiği kitlenin kafasını karıştıralım’ mantığıyla yapılmış yalan haberlerdir” dedi.
Bunun basın etiği açısından da ayıp ve kınanması gereken bir durum olduğunu ifade eden Kışanak, şunları söyledi:
“Bir gazete kendisi ‘eveti’ savunabilir. Köşe yazılarında, yorumlarında bunu ifade edebilir, ama DTK gibi bu kadar ciddi bir kurum adına yalan haber yazma durumu olamaz. Bu kabul edilemez. İkincisi parti olarak biz defalarca bu konudaki görüşümüzü ifade ettik. Demokrasinin, Kürtlerin ve tüm farklı kimliklerin temel hak ve özgürlüklerinin güvenceye alınması açısından biz bu boykot sürecini tarihi bir süreç olarak görüyoruz. Yeni bir anayasa talebini güçlendirmek ve bunun koşullarını yaratmak için hareket ediyoruz. Bu konuda tavrımızın nedenleri çok açıktır.”
Boykot kararını almalarına neden olan durumda hiçbir değişikliğin olmadığını vurgulayan Kışanak, “12 Eylül anayasasının ortadan kaldırılması, yeni sivil bir anayasa yapılması için boykot tavrımız var. Bu tavrımızı hiçbir siyasi gelişmeyle bağdaştırmadık, izah etmedik. Biz sadece AKP’yi beğenmediğimiz için ‘boykot’ demedik. Umut ediyor ve diliyoruz ki, AKP özellikle savaş konusundaki tutumunu değiştirir ve akan kanın durmasına katkı sunacak bir duruş sergiler. Böyle bir durum olsa bile bu bizim yeni anayasa talebimizi ortadan kaldırmaz. Bizim boykot tavrımızın nedeni; Türkiye’de demokratik bir sistemin inşa edilmesine hizmet edecek yeni sivil bir anayasa oluşturulması, bu anayasanın tekçi zihniyetten oluşmaması, başka kimliklerin özgür, eşit yurttaşlar olarak yaşamasına olanak sağlamasıdır. Bunun için boykot kararı aldık” diye konuştu.
BDP’DEN BOYKOT İÇİN YENİ PLANLAMA
Diyarbakır’da dün yaptıkları MYK ve bugün gerçekleştirdikleri PM toplantılarında boykot tavrı konusunda yeni planlamalar yaptıklarını belirten Kışanak, “Tekrar ediyorum, boykot tavrımız konusunda bir tartışma yok, aksine bunu nasıl daha da güçlendirebiliriz diyerek, yeni bir planlama yapıyoruz” dedi.
BİRGÜN
|
TÜİK, 2009'da bir önceki yıla göre gazete ve dergilerin tirajı azalırken çalışan sayısının arttığını açıkladı. Bölgesel ve yerel yayınların etkisi sınırlı. 10 basın emekçesinin üçü kadın, yedisi erkek.
Türkiye İstatistik Kurumu 2009'da Türkiye'de 6 bin 73 gazete ve derginin yayınlandığını; bunun yüzde 57'sini dergilerin oluşturduğunu açıkladı.
Bir önceki yıla göre gazete ve dergilerin tirajı yüzde 15 azaldı.
Yazılı medyayla ilgili topladığı istatistikleri açıklayan kuruma göre,
* Geçen yıl yayınlanan gazetelerin yüzde 91'i yerel, yüzde 3'ü bölgesel, yüzde 6'sı da ulusal ölçekte yayın yapıyor.
* Dergilerinse yüzde 55'i ulusal yüzde 37'si yerel.
* Tiraj açısından bakıncaysa, gazetelerin ve dergilerin yıllık toplam tirajının yüzde 82'sini ulusal ölçekte yayın yapanlar, yüzde 15,5'ini de yerel ölçekte yayın yapanlar oluşturdu. 2009'da toplam 2 milyar 266 milyon 917 bin 287 dergi ve gazete satıldı.
TÜİK'e göre gazete ve dergilerin tirajı düşerken çalışan sayısı yüzde 10 arttı.
2009 Kasım itibariyle gazete ve dergilerde çalışn 57 bin 959 kişinin yüzde 31'i kadın yüzde 69'u erkekti. Çalışanların yaklaşık dörtte üçü yayın, dörtte biri de basım ve dağıtım işçisiydi.
BİANET
|
ANKARA (A.A) - Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Türk Malı adlı dizide, Abiye ve Erman Kuzu karakterlerinin kullandığı bozuk Türkçe nedeniyle Show TV'den savunma istedi. Dizide söz konusu karakterler tarafından değiştirilerek söylenen Türkçe kelimelerin listesini çıkaran RTÜK uzmanları, dizinin sadece iki bölümünde toplam 81 ifadenin yanlış kullanıldığını belirlediler.
Alınan bilgiye göre, Türk Malı adlı dizide, Abiye ve Erman Kuzu karakterleri tarafından yanlış kullanılan 81 ifadeyi listeleyen RTÜK uzmanları, kelime, deyim, özlü söz, özel isim, unvan, yer ismi, terim ve yabancı kelimelerden oluşan mini bir ''kuzu sözlük'' oluşturdular.
Üst Kurul Show TV'nin 15 gün içerisinde vereceği savunmayı yeterli bulmazsa, ''Gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini zedeleyecek türden programların, bunların seyredebileceği zaman ve saatlerde yayınlanmaması''na ilişkin yayın ilkesinin (4/z) ihlali nedeniyle, kanala program durdurma cezası verebilecek.
-RAPOR-
RTÜK uzmanları tarafından hazırlanan raporda, dizide birçok kelime, deyim, özlü söz, özel isim, unvan, yer ismi, terim ile dilimize yabancı dillerden giren sözcüklerin yanlış kullanıldığı ve çok fazla argo kelimenin diyaloglarda yer aldığı belirtildi.
Bu nedenle dizinin çocuklara ve gençlere kötü örnek olduğu vurgulanan raporda, diziyle ilgili olarak 444 1 178 RTÜK İletişim Merkezi'ne gelen şikayetlere de atıf yapıldı.
Şikayette bulunan ebeveynlerin, söz konusu dizide yanlış kullanılan kelimeleri ve argo sözcükleri çocuklarına açıklamakta güçlük çektiklerini, çocukların dizideki karakterlere özenip bu sözcükleri sürekli kullandıklarını ve bu sözcüklerin adeta çocukların dillerine yapıştığını ifade ettikleri bildirildi.
-DİL DERNEĞİ YÖNETİM KURULUNUN AÇIKLAMASI-
Raporda, diziyle ilgili olarak Dil Derneği Yönetim Kurulu tarafından yapılan bir açıklamaya da atıf yapılarak, ''Hiç kimsenin dili bozarak, toplumsal değerleri göz ardı ederek gülmece yapma hevesi olmamalıdır. Gülmece sanılan kimi diziler, büyük gülmece ustalarımızı incitecek kadar düzeyi düşürmektedir. Televizyon, günümüzün en etkin, en etkileyici iletişim araçlarından biridir. Özellikle bizimki gibi eğitim düzeyi ve dil bilinci yaralı bir ülkenin televizyon yöneticileri, dizi yapımcıları ve yazarları, bu etkili aracı kullanırken çok duyarlı olmak zorundadır'' ifadelerine yer verildi.
Televizyonun insanları birçok açıdan etkilediği ve toplumsal yaşamı şekillendirmede önemli bir rol oynadığı belirtilen raporda, televizyonda argo ve yanlış dil kullanımının özellikle ilkokul çağındaki çocuklar ve gençler üzerinde olumsuz etkisi olacağına dikkat çekildi.
|
Gazeteci Mehmet Baransu dün akşam katıldığı bir tv programında yine gündem oluşturacak çok önemli açıklamalar yaptı.
Türk Silahlı Kuvvetleri'ni halkın konumlandırdığı şekilde bir peygamber ocağı gibi görmek istediğini açıklayan Baransu, kendisi ve eşinin dinlenilmesine izin verenler hakkında yasal işlemlere başladığını ve uzlaşmayı kabul etmediğini açıkladı.
Baransu olaya izin verenlerin önemli iddialarla ile karşı karşıya kalacaklarına da dikkat çekerek, ağır cezada yargılanacaklarını sözlerine ekledi. Son 2 yılın en çok konuşulan gazetecilerinden olan Mehmet Baransu, Cine 5'teki 'Derin Mevzu' programında Ahmek Kekeç ve Salih Tuna'ya çok önemli açıklamalar yaptı. Son YAŞ gelişmelerine değinen Baransu şöyle konuştu:
''Konu tamamen Org. Aslan Güner'in Genelkurmay başkanlığı için önünü açma operasyonuydu. Güner, Başbuğ'un çok yakın çalışma arkadaşlarından. Son yargılamalarda Genelkurmay Başkanı'nın en önemli danışmanı. Son YAŞ'ta Necdet Özel'in KKK'na teklif edilmesi onun Genelkurmay Başkanı olamayacağı anlamına geliyordu. Başbuğ’un yapmak istediği hamleye karşı olan ve buna izin vermeyeceğini yetkili kişilere açıklayan bir diğer isim ise Cumhurbaşkanı Abdullah Gül. Gül, Ankara Esenboğa Havalimanı’nda kendisi ve eşinin elini sıkmamak için arkasını dönüp, protokolü terk eden Orgeneral Aslan Güner’in, haksız yere Genelkurmay Başkanlığı makamının önünün açılmasına karşı. Gül, böyle bir teklifi imzalamayacağını Başbuğ ve Işık Koşaner’e iletti.
Karargâh’ı yakından bilen haber kaynağımdan, Köşk ve Başbakan’ın bu tutumundan dolayı Başbuğ’un geri adım atmaya hazır olduğunu ancak Aslan Güner’in buna yanaşmadığını öğrendim. Başbuğ ve Güner’in yapmak istedikleri plan, generaller arasında da yoğun tartışmalara neden olmuş. Özel’in önünün kesilmesiyle haksız yere terfi alamayacak olan diğer generaller de kazan kaldırmış. Başbuğ ve Güner’e ateş püskürülüyor. Eleştirilerin odağındaki bir diğer isim ise Atila Işık Paşa.
Işık Paşa Karargâh’ta yapılan gizli toplantı sonucu baskıyla emeklilik kararı aldı. Aslan Güner bir medya organına fotoğraf servis ettirerek, Işık’ın arkadaşı olan Hasan Iğsız’ın koltuğuna oturmamak için emekliliğini istediği propagandasını yaptırdı. Ancak Işık’a yoğun tepki var. General arkadaşları kendisine ‘madem arkadaşlık gerekçesini ileri sürdün, diğer arkadaşın Necdet Özel’in önünü neden haksız bir şekilde engelliyorsun. Onun hakkı ne olacak’ diye sitem ediyor. Sonuçta hem Çankaya hem de Hükümet bu hamleyi gördü ve kabul etmedi. Hatta görevden alınacakları mesajı dahi verildi. Sonuçta Org. Başbuğ ve ekibi son bir hamle daha yaptı ama yine başarısız oldu. Hükümete yenildi'' şeklinde konuştu.
Heron iddialarına da dikkat çeken Baransu, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yekpare olmadığını, nasıl biz bu son Hantepe'deki Heron iddiaları konusunda rahatsızsak, TSK içinde de aynı bizim gibi şikayetçi olan sayısız komutan bulunduğuna dikkat çekerek, kendisine gelen belgelerin bunların bir kanıtı olduğunu ifade etti. Baransu, Başbuğ ve ekibi bir kez daha yenildiğini de vurgulayarak, yeni Genelkurmay Başkanı'nın bu yaşanılanların farkında olduğunu belirtti.
Toplumsalhafıza
|
Taraf yazarı Rasim Ozan Kütahyalı'nın CİNE5'te yayınlanan Star yazarı Ahmet Kekeç ve Yeni Şafak yazarı Salih Tuna ile birlikte sundukları Derin Mevzu programı ile ilişiğinin kesilmesi üzerine yaptığı açıklamalar bomba etkisi yaptı. Kütahyalı'nın açıklamalarına programı birlikte sundukları Kekeç ve Tuna'dan sonra CİNE5 Medya Grup Başkanı Levent Gültekin'den de cevap geldi.
İşte Gültekin'den Gelen Açıklama...
Rasim Ozan Kütahyalı’nın Cine5’te program yapmaya devam etmesini neden istemedim? Çünkü Cine5, AB grubuna yani seçkin bir izleyici kitlesine hitap eden kaliteli bir TV kanalıdır. Burada sokak ağzıyla konuşan birine daha fazla tahammül edemedik. Ayrıca programdaki diğer arkadaşlar da Sayın Kütahyalı’nın sakilliğinden rahatsızlık duyduklarını dile getirdiler. Kütahyalı, Derin Mevzu adlı programı sığlaştırıyordu. Bu bir üslup çatışmasıdır, kan uyuşmazlığıdır. Herkesle her türlü yakınlığı kurmak ya da sürdürmek zorunda değiliz. Uygarca buluşur, çalışır, yine efendice vedalaşır, kendi yolumuza gideriz.
Kütahyalı üzülmesin. Eminim ki Türkiye’de kendi düzeyine ve tarzına uygun program yapabileceği hem TV kanalı hem de partner bulmakta zorluk çekmeyecektir.
Türkiye’de yıllardır konuşulamayan konuların masaya yatırıldığı, işlerin ciddileştiği bu dönemde; daha sakin, berrak ve düzeyli bir konuşma, tartışma üslubuna ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Ve bana sorarsanız Kütahyalı’da bu yoktu, yok. Umarım zamanla ifade sorunlarını aşar.
Bu şahsın benimle ilgili öfke dolu sözlerine gelince… Kendisi de belirtmiş, beni bizzat tanımıyor. Sağdan soldan duydukları, uzaktan alelusul edindiği izlenimlerle konuşuyor. Çok enerjik. Düğmesine basılmış gibi iftira yağdırıyor. Bir kanaat önderi, bir yazar, bir aydın… böyle mi davranır?
Garip bir biçimde, Kütahyalı’nın söyledikleri ve tutumu, onunla çalışmama kararımızın haklılığını belirginleştiriyor.
Levent Gültekin
Cine5 Medya Grup Başkanı
|
ANKARA (A.A) - Geçen yıl gazete ve dergilerin sayısı 2008 yılına göre yüzde 7,2 arttı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından hazırlanan, ''Yazılı Medya İstatistikleri, 2009'' bültenini yayımlandı.
Buna göre, 2009 yılında 6 bin 73 gazete ve dergi yayımlandı, bu yayınların yüzde 57,1'ini dergiler oluşturdu. Türkiye'de geçen yıl yayımlanan gazetelerin yüzde 90,9'u yerel, yüzde 2,8'i bölgesel ve yüzde 6,3'ü ise ulusal yayın yapıyor. Dergilerin de yüzde 37'si yerel, yüzde 8'i bölgesel iken, yüzde 55'i ulusal yayın yapıyor.
|
ANKARA (A.A) - Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ali Em, ''Halk oylamasına ilişkin haberler üzerine TRT'ye gerekli hatırlatmaları yaptıklarını'' ifade ederek, ''Yayınların dürüst ve tarafsızlığı çok önemli. Devlet kurumlarının gerekli hassasiyeti göstereceğine inanıyorum'' dedi.
12 Eylülde gerçekleştirilecek halk oylamasına ilişkin bilgi vermek amacıyla YSK'da basın toplantısı düzenleyen Em, 25 gümrük kapısında toplam 98 sandıkta bugün oy kullanma işleminin başladığını ve saat 16.00 itibarıyla 900'e yakın vatandaşın oylarını kullandığını belirtti.
Ankara'da Yurt Dışı Merkez İlçe Seçim Kurulunun oluşturulduğunu, Yurt Dışı Seçmen Kütüğü'ne kayıtlı seçmenlere ilişkin işlemlerin buradan yürütüleceğini anlatan Em, söz konusu kütüğe kayıtlı 2 milyon 556 bin 335 seçmenden, 2 milyon 88 bin 530'unun sadece ülke ve şehir adresinin, 467 bin 804 seçmenin de açık adresinin belli olduğunu vurguladı.
Em, gümrük kapılarında oy kullanacak seçmenlerin Yurt Dışı Seçmen Kütüğü'ne kayıtlı olmaları ve pasaportlarıyla oy kullanabileceklerine işaret etti.
Ali Em, halk oylamasında kullanılacak oy pusulalarının basımına 9 Temmuz 2010 tarihinde başlandığını ve 12 Ağustos 2010'da basımın bitirileceğini ve pusulaların il ve ilçe seçim kurullarına dağıtılacağını ifade ederek, oy pusulası için 70 ton filigranlı kağıt kullanıldığını 50 milyon 965 bin 853 adet de oy zarfının seçim kurullarına gönderildiğini söyledi.
Yurt dışı ve yurt içi seçmen kütükleriyle mükerrer oy verme işleminin önleneceğini belirten Em, seçmenlere ilişkin tüm işlemlerin kontrol altında olduğunu, mükerrer oy kullanma şikayeti olmayacağını ve halk oylamasında parmakların boyanması uygulamasına son verileceğini kaydetti.
YSK Başkanı Em, halk oylamasının tüm maliyetinin de 154 milyon 989 bin 528 TL olduğunu ifade etti.
Halk oylamasında sandık ve seçmen güvenliği konusunda İçişleri Bakanlığı ile gerekli yazışmaları yaptıklarını anlatan Em, İçişleri Bakanlığının valiliklere genelge göndererek, valiliklerin gerekli önlemleri almaları konusunda uyarıldığını söyledi.
Halk oylamasına ilişkin olarak basın-yayın organlarının yayınlarını Radyo ve Televizyon Üst Kurulu aracılığıyla takip ettiklerini kaydeden Em, yayınları nedeniyle uyarılacak basın organlarına hakkında bir karar verildiğini, kararın imza aşamasında olduğunu belirtti.
Ali Em, başka bir soru üzerine de halk oylamasında da daha önceki seçimlerde kullanılan SEÇSİS sistemini kullanılacağını anımsatarak, ''Sisteme ilçeden veri giren kişi hata yaptıysa sonuç bize de yanlış geliyor, ama sandıklarda ıslak imzalı tutanaklar var. Parti görevlileri tutanak ile sistemdeki sonuçları karşılaştırsın, varsa hata itiraz haklarını kullansınlar. SEÇSİS ile kimsenin hak kaybı yok, kimsenin şüphesi olmasın. Dışarıdan da sisteme giremezler'' dedi.
|