İZMİR (CİHAN)- AK Parti İzmir İl Başkanı Ömür Kabak, Gültepe Çağdaş Romanlar Derneği'nin düzenlediği iftara misafir oldu. İl Başkan Yardımcısı Habib Sünbül ve Yönetim Kurulu Üyesi Cemal Bekle'nin de katıldığı iftarda Roman vatandaşlardan büyük ilgi gören Kabak, yemekleri bizzat dağıttı. Iftarın ardından vatandaşlarla sohbet eden Kabak, halk oylamasının önemine vurgu yaptı.

 

AK Parti iktidarına kadar hiçbir hükümetin muhatap almadığı Roman vatandaşların hakettiği yaşam standartına kavuşması için somut projelerle çalıştıklarına dikkat çeken Ömür Kabak, "Böyle içten bir topluluğa bizi kabul ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Buraya gelen kardeşlerimizde samimiyet var, dostluk var. Bunu hepinizin gözlerinde görebiliyorum. Roman kardeşlerimizin konut, eğitim ve en önemlisi işsizlik sorunları var. Buradaki çocuklarımızın da avukat olması, doktor olması gerekiyor. İnanıyorum ki önümüzdeki yıllar daha güzel olacak. Bunu hep birlikte. demokrasi içinde sağlayacağız. Millî birlik içinde, kardeşlik hukukunda gerçekleştireceğiz. AK Parti hükümetinin istediği Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi'nin özünde de bu var." dedi.

ANKARA (CİHAN)- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara'dan ayrılışı sırasında Başbakan Tayyip Erdoğan'ın dün Tekirdağ'dan yaptığı "Eğer samimiysen, 13 Eylül'den önce oturalım başörtüsünü çözelim." önerisini cevapsız bıraktı. Bu yöndeki soruya "O bana bir soru soruyor. Ama ben ona daha önce bir soru sormuştum. Sayın Başbakan, bu soruya önce yanıt versin" şeklinde cevap veren Kılıçdaroğlu, 7 Eylül'deki Antalya mitingine eski genel başkan Deniz Baykal'ın da katılmasını istediğini söyledi.


BAŞÖRTÜSÜ SORUSUNU YANITSIZ BIRAKTI

 

Kemal Kılıçdaroğlu, Adana'ya hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda gazetecilerin sorularını cevapladı. Bir gazetecinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Başörtüsü konusunda CHP eğer samimiyse 13 Eylüle kadar gelsin, çözelim" şeklindeki sözlerini hatırlatarak, "Sizin bir yanıtınız olacak mı?" sorusuna Kılıçdaroğlu, "Ben Erdoğan'a daha önce bir soru sormuştum. Benim sorum şuydu. 2006 tarihinde TBMM'ye Sayın Başbakan'ın imzasıyla bir kanun teklif geldi. Bu teklif, terör örgütünün kurucusu ve üyelerine af getiriyor. Bu terör örgütünün kurucusu kim? Sayın Başbakan, bu soruya önce yanıt versin. Ondan sonra benim düşüncelerimi sorarsa, büyük bir samimiyetle açıklarım. O bana bir soru soruyor. Ama ben ona daha önce bir soru sormuştum." diye konuştu.


BAYKAL'I ADANA MİTİNGİNE DAVET EDECEK

 

Kılıçdaroğlu, bir başka gazetecinin "7 Eylüldeki Antalya mitingi için Sayın Baykal'ı arayıp davet edecek misiniz? Bir konuşma yapmasını isteyecek misiniz?" sorusuna, "Sayın Baykal gelirse, bundan büyük bir mutluluk duyarım. Konuşma yaparsa daha da mutlu olurum" diye cevap verdi. Kılıçdaroğlu, "Arayıp davet edecek misiniz?" şeklindeki soruyu ise "Elbette, niye olmasın?" şeklinde cevapladı.


ANKARA (A.A) - Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Irak'ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin lideri Mesud Barzani'ye, 57. hükümet döneminde silah ve para verdiği iddiasına ilişkin olarak açıklama yaptı.

 


MHP Basın Bürosu'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Bahçeli, ''PKK'nın en büyük destekçisi olan, Türkiye'ye her fırsatta dil uzatma cüretini gösteren Barzani hakkında bugüne kadar söylediklerinin arkasında olduklarını ve bu peşmerge reisi hakkındaki kanaatlerinin hiçbir şekilde değişmediğini'' belirtti.

 

Bahçeli, bir gazetede yer alan ve kendisinin 57. hükümet zamanında Barzani'ye silah ve para verdiği yönündeki haberin maksatlı olduğunu öne sürerek, ''Bu maksatlı haber, İmralı ile referandum pazarlığında suçüstü yakalanan Başbakan'ın ve yandaşlarının içine düştükleri panik hali ve çaresizliğin bir tezahürüdür'' dedi.

 

''Söz konusu haberle ilgili olarak sahibinin sesi maşaları değil, onları kullanan Başbakan'ı muhatap aldığı'' ifadesini kullanan Bahçeli, açıklamasında devamla şu soruları yöneltti:
''Devletin arşivi ve gizli belgeleri AKP hükümetinin elindedir. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Barzani'ye yapılan yardıma onay verdiğine ilişkin bir belge varsa Başbakan'ı bunu açıklamaya davet ediyorum. Barzani'ye silah verilmiş midir, kimin aracılığıyla verilmiştir?
Irak'la ilişkiler, Barzani ve Talabani ile son 15 yıl içinde yapılan temas ve işbirliği hakkındaki devlet arşivlerindeki bilgi ve belgeler de AKP hükümetinin elindedir. Başbakan Erdoğan'a bu konuda şu açık çağrıda bulunuyorum;
Barzani hangi dönemlerde Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından kullanılmış, Barzani'nin peşmergeleri Özel Kuvvetler Komutanlığının emrinde PKK'ya karşı yürütülen mücadelede hangi görevleri yapmıştır?
Barzani'ye PKK ile mücadele için bu dönemde ne kadar para ve silah yardımı yapılmıştır?
Barzani'ye bu yardımların verildiği dönem, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in bu peşmerge reisinin 'postal yalayıcısı' olduğunu söylediği dönem midir?

 

Barzani'nin desteğiyle hangi PKK yöneticileri Irak'ın kuzeyinde yakalanıp Türkiye'ye getirilmiştir?
ABD'nin Irak'ı işgalinden sonraki dönemde Barzani'nin PKK teröristlerine sağladığı fiziki koruma, lojistik destek ve siyasi himaye ne olmuştur?
AKP hükümeti bugün 'ağabey' dediği, kırmızı halılarla karşıladığı Barzani'ye PKK'ya desteğini kesmesi için baskı yapmış mıdır, yaptırım uygulamış mıdır?
Ekim 2009'da Habur'da PKK'lı bir terörist grubunun Türkiye'ye girişinden önce AKP hükümeti Barzani ve onun aracılığıyla Kandil çeteleri ile hangi pazarlıkları yürütmüştür?
Barzani yönetiminin Başbakanı Neçirvan Barzani, Habur ihanetini AKP hükümeti ile hazırladıklarını, dönemin MİT Müsteşarı Emre Taner'in bu amaçla görevlendirildiğini açıklamıştır. 2 Kasım 2009 tarihli Türk basınında yer alan bu haber yalanlanmamıştır. Başbakan, kendisine bağlı MİT Müsteşarı'na Habur ihaneti planlaması için ne talimat vermiştir, pazarlık nasıl yürütülmüştür?
Başbakan Erdoğan'ı dürüst ve namuslu olmaya, elinde bulunan devlet arşivindeki bu konulardaki bilgi ve belgeleri açıklamaya çağırıyorum. Kendisi açıklamaz, bundan kaçarsa günü geldiğinde bunların açıklanacağını ve kendisinin de çok mahcup olacağını bilmesini istiyorum.''

KONYA (CİHAN)- Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, her vesileyle halkın kendi iradesine sahip çıkması gerektiğini söyledi. Davutoğlu, "Eğer atalarımız bu kadar iddialı olmasalardı bir Selçuklu İmparatorluğu olmayacaktı, Osmanlı Devleti de olmayacaktı. Eğer Osmanlı'nın güçlü bir iddiası olmasaydı bugün Türkiye Cumhuriyeti olmayacaktı. Biz dünyanın en güçlü ülkeleri arasında olmak zorundayız. Bunun sadece ve sadece bir şartı var; milli iradeye dayanan bir siyaset, yani sizin iradeniz. İşte 12 Eylül'deki halk oylaması bunun için önemli." dedi.

 

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, bir dizi ziyaret amacıyla Konya Ereğli'ye geldi. Cuma namazını Ereğli Ulu Camii'nde kılan iki bakan halkın yoğun ilgisi ile karşılaştı. Cumadan sonra kılınan cenaze namazına da iştirak eden iki bakan, dışarıdaki kalabalık nedeniyle daha fazla ilerleyemeyince cami avlusu yanındaki çay ocağının önünde birer konuşma yaptı.

 

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, "Sevgili Ereğlililer bütün samimiyetimle şunu söylemek istiyorum. Biz istiyoruz ki bu oylama sonucu yüzde 80 ve yüzde 90'lara çıkaralım ve bu anayasa oylaması demokrasi ve özgürlük mücadelemizin bir cevabı olsun.'' dedi.

 

Bakan Davutoğlu da Ereğli'nin ulaşım hatları ve enerji ve ticaret yolları açısından çok önemli bir şehir olduğunu ifade etti. Davutoğlu sözlerine şöyle devam etti: "Ereğli önümüzdeki yıllarda da inşallah kültür turizm ve ticaret kenti yapmaya kararlıyız. Bizi birçok platformda eleştiriyorlar. Ne kadar çok iddialısınız diye. Eğer biz ve atalarımız bu kadar iddialı olmasalardı. Bir Selçuklu İmparatorluğu olmayacaktı. Eğer atalarımızın güçlü bir iddiası olmasaydı Osmanlı Devleti de olmayacaktı. Eğer Osmanlı'nın güçlü bir iddiası olmasaydı bugün Türkiye Cumhuriyeti olmayacaktı. Biz dünyanın en güçlü ülkeleri arasında olmak zorundayız. Bunun sadece ve sadece bir şartı var. Milli iradeye dayanan bir siyaset, yani sizin iradeniz. İşte 12 Eylül'deki halk oylaması bunun için önemli. Her vesileyle halkımız kendi iradesine sahip çıkmalı. İnşallah sizlerin destekleriyle 13 Eylül sabahı Türkiye bütün dünyanın her köşesinde yankı uyandırsın. Ama bunun için Sayın Bakan'ın söylediği gibi güçlü bir evetle yüzde 80 ve 90'larla bunu sağlayabiliriz.''

 

Konuşmaların ardından Ereğli Uzun Çarşı'da esnaf ziyaretleri yapan iki bakan ve milletvekilleri, kaymakamlığı da ziyaret ederek Ereğli Kaymakamı Hasan Bağcı'dan ilçe hakkında bilgi alışverişinde bulundu.

KASTAMONU (CİHAN)- Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç bir dizi temaslarda bulunmak üzere Kastamonu'nun Tosya ilçesine geldi. Cuma namazını tarihi Abdullah Paşa Camii'nde kılan Arınç Cumhuriyet Meydanında halka hitap etti.

 

Referandum ile ilgili olarak halkı bilgilendiren Bülent Arınç, Türkiye'nin son elli yılda darbeler nedeniyle çok geri kaldığını belirtti.

 

Arınç, "Darbelere karşı demokrasi mücadelesini başlatan Menderes ve arkadaşlarını hayırla yadediyoruz. Anayasanın daha önce birçok maddesi değiştirildi. Bu değişiklikliğin de daha önce yapılan değişikliklerden farkı yoktur. Özelikle demokrasi adına,ülkemizin dünyada söz sahibi olması için özgürlüklerin önünün açılması gerekir. Demokrasi içinde yaşamak isteyen ve darbe zihniyetini kabul etmeyen her aklı başında insanın evet demesi gerekir." dedi.


AKPINAR (A.A) - Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, ''(Bunu siz getirdiniz bundan dolayı hayır diyoruz) diyorlar. Biz öcü müyüz?'' dedi.


Yıldız, Kırşehir'in Akpınar İlçesi meydanında vatandaşlara seslenirken, Türkiye'nin her sektörde normalleşmesini sürdürecek bir yapı içerisine girdiğini söyledi.

 

Hükümetleri döneminde yapılan çalışmaları anlatan Yıldız, şunları söyledi:
''Şimdi yolu yaparken, enerjiyi yaparken, okulu yaparken yargının, yasamanın, yürütmenin dışarıda kalmasını bekleyemeyiz. Bu topyekün bir kıvam meselesi, tıpkı pekmez ve tahin arasındaki kıvam gibi. O yüzden Türkiye'deki gelişmelerin bir kıvama gelmesi lazım. Türkiye artık kabına sağmıyor.

 

Referanduma 2 hafta kalmasına rağmen Anayasa değişikliği paketindeki bazı maddelere hala neden hayır denildiğini anlayamıyoruz. Niçin hayır dediklerini açıklamıyorlar. Bu yalnızca AK Parti'nin projesi değildir, yalnızca bir partinin omuzlarında gidecek bir konu da değildir. Toplumun her kesimini, en küçük mülki amirimiz olan muhtarlarımızdan başlayarak toplumun her kademesindeki insanın kayıtsız kalamayacağı ve Türkiye'nin ilerlemesi, önünün açılmasıyla ilgilidir. Sivil toplum örgütlerimizin, hanımlarımızın, bacılarımızın, kardeşlerimizin, hepimizin bu konuya kayıtsız kalmaması gerekir.''

-''BİZ ÖCÜ MÜYÜZ?''-


''Bizim kimliğimizi tartışıyorlar'' diyen Yıldız, ''(Bunu siz getirdiniz bundan dolayı hayır diyoruz) diyorlar. Biz öcü müyüz? Biz bu ülkenin üniter devlet yapısının korunmasıyla alakalı en üst seviyede çaba gösteren, bu ülkenin kalkınmasıyla alakalı, ekonomisiyle alakalı, enflasyonla, faizle alakalı birçok şey yaptık. Bu ülkenin gerçek kahramanları bizleriz. Bu ülke için gerçek uğraşanlar bizleriz'' görüşünü dile getirdi.

 

Yıldız, kimliklerini tartışanların kendilerine haksızlık yapmamasını isteyerek, mütevazi bir şekilde yetiştirildiklerini ancak, vatana ve millete hizmet etmekte tevazu göstermeyeceklerini, gayretlerinin bitkin düşene kadar süreceğini anlattı.

UZUNDERE (A.A) - Sağlık Bakanı Recep Akdağ, ''Açık söyleyeyim, mahkemelerin verdiği bir kararı biz uygulayacağız, uygularız ama hiç kimse zannetmesin bu memlekette bu muayenehane çilesine müsaade edeceğiz, etmeyeceğiz'' dedi.
Erzurum'da gezi ve incelemelerini sürdüren Bakan Akdağ, Erzurum'un Uzundere ilçesindeki Uzundere Çarşı Camisi bahçesinde vatandaşlara hitap etti.

 


Geçmişte askeri personelin Yüksek Askeri Şura kararlarıyla zaman zaman askeriyeden uzaklaştırdıklarını ifade eden Akdağ, şunları kaydetti:
''Peki askeriyeden beni attınız, ben mahkemeye gitmeyeyim mi, hakkımı aramayayım mı? Bugünkü Anayasa'ya göre arayamazsın. Şimdi biz 12 Eylül'de bu değişikliği yaptığımız zaman haksız yere bir kişi eğer atılmışsa, mahkemeye gidip hakkını arayacak. Biz buna hep beraber ne diyeceğiz, 'evet' diyeceğiz. Değerli hemşehrilerim, bu milletin evladını fişlediler. Allah'a şükürler olsun 8 senedir yüzünüzü kara çıkarmadık. Bugün sağlıkta olan işleri tüm dünya alkışlıyor. Peki ne suçumuz vardı da 28 Şubatlarda bizi de fişlediler. Bakın ben bakan olduktan sonra o fişleri buldum, çıkardım biliyor musunuz? Bizi de fişlemişler. Bizim ne suçumuz vardı ki Tekman'daki, Tortum'daki çocuklarımızı tedavi etmekten başka. Şimdi biz bu anlayışı değiştiriyoruz. Bu milletin evladını bir daha kimse fişleyemeyecek.''

-''DAHA GEREKÇESİNİ YAZDIKLARI YOK''-


Akdağ, Türkiye'de üniversite hastanelerinde veya bazı yerlerde az sayıda da olsa muayenehane işinin devam ettiğini anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Biz de dedik ki 'bir kanun yapalım ve bu muayenehane işini kökünden bitirelim'. Şimdi ben size soruyorum; ben bu kanunu yaptım, ondan sonra Sayın Kılıçdaroğlu, koşa koşa Anayasa Mahkemesine gitti, koşa koşa Danıştaya gitti. Danıştay 24 saat içinde karar verdi. Dediler ki 'yok muayenehanesi açık olanların muayenehanesi açık olacak'. Böyle bir karar verdi. Şimdi ben size soruyorum, buna kim karar verdi, Meclisin yaptığı kanunu kim bozdu? CHP'nin isteğiyle Anayasa Mahkemesi ve Danıştay bozdu. Ne kadar bozdu, onu bile bilmiyoruz. Daha gerekçesini yazdıkları yok. Gerçi açık söyleyeyim, mahkemelerin verdiği bir kararı biz uygulayacağız, uygularız ama hiç kimse zannetmesin bu memlekette, bu muayenehane çilesine müsaade edeceğiz, etmeyeceğiz.''

-''NASIL OLUR DA DANIŞTAY HÜKÜMETİN YERİNE GEÇER''-


Sağlık Bakanı Akdağ, halka hitap ettiği yerde bulunan vatandaşlar arasında bir ''mini referandum'' yaptı.
Vatandaşlara ''Devlette çalışan, devletin üniversitesinde çalışan bir doktorun aynı zamanda bir muayenehanesi olsun mu, olmasın mı?'' diye soran Akdağ, ''olmasın'' yanıtını aldı.

 

Akdağ, ''Peki 300-500 kişi 'olmasın' diyoruz. Bizim yerimize Anayasa Mahkemesindeki, Danıştaydaki bir hakim nasıl, hangi hakla karar verir. Bizim değiştirdiğimiz Anayasa ile mahkemeler, Meclisin yerine geçip yerindelik kararı veremez. Arkadaş buna siyasi iktidar karar verir. Nasıl olur da Danıştay, Hükümetin yerine geçerek, yerindelik kararı verir? Kamuya neyin yararlı olacağına nasıl karar verir? Biz eğer hukuksuz bir şey yaparsak bunu düzeltirler'' diye konuştu.
Bütün meselenin ''kendilerini imtiyazlı zannedenlerin, rahatsızlık duymaları'' olduğuna işaret eden Bakan Akdağ, şöyle devam etti:

 

''Tüm mesele ne biliyor musunuz? Kendilerinde bir takım imtiyaz olanlar, kendilerini senin benim üstümde görenler rahatsız oluyorlar. Onlara göre biz memleketi yönetemezmişiz. Onlara göre seçkinlerin, imtiyazlıların bu işi yapması lazım. Onlara göre mu memlekete Kayserili bir ustanın oğlu Cumhurbaşkanı olamazdı ama oldu, bal gibi oldu. Elbette olacak. 12 Eylül'de mutlaka vicdanımızın sesini dinleyeceğiz. Neden 'evet' diyoruz. Vicdanımız bunun sebeplerini bize söyleyecek. Biz yarın 'insanlar fişlenmesin' diye buna 'evet' diyoruz. Biz, YAŞ kararıyla askerlikten atılan birisi, HSYK kararıyla hakimlikten, savcılıktan atılan bir savcı mahkemeye gitsin diye buna 'evet' diyoruz.''

 


Akdağ, daha sonra bir marketin Uzundere şubesinin açılışını yaptı ve ardından Uzundere Belediyesi Düğün Salonu'nda düzenlenen toplantıda vatandaşlarla bir araya geldi.

BURSA (CİHAN)- Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'Genel af çıkaracağız' vaadiyle insanları kandırdığını söyledi. Arınç, Tunceli'de halka söz veren Kılıçdaroğlu'nun Ankara'ya geldiğinde yapılacak ikazla sözünü geri alacağını savundu.

 

Bursa'nın Orhangazi ilçesinde partisince düzenlenen açık hava mitinginde halka hitap eden Bülent Arınç, hazırladıkları anayasa değişikliği paketinin Meclis'te yeterli oyu almaması sebebiyle halkoyuna sunulduğunu hatırlattı. CHP'li vekillerin oylamaya katılmadığını, MHP'lilerin ise 'ret' oyu verdiklerini dile getiren Arınç, şunları kaydetti: "Biz de sandığı sizin önünüze getirdik. Bunun adı halk oylamasıdır. Bu konuda halkımızın hakemliğine gidiyoruz. Bu yapılanlar iyidir güzeldir demekle 'evet' oyu kullanacaksınız. Kimseye bir faydası olmaz derseniz 'hayır' oyu kullanırsınız. Ama bunun sonuçları çok önemli. Vereceğiniz karar niçin 'evet' niçin 'hayır' noktasında olmalı. Biz 'evet' demenizi arzu ediyoruz ve bunun sebeplerini sıralıyoruz. Halkımız niçin 'evet' diyeceğini çok iyi biliyor. Ama muhalefet liderleri 'hayır' densin istiyorlar, ama niçin 'hayır' denilmesi gerektiğinden bahsetmiyorlar, orasını açıklamıyorlar. Sadece 'hayır' deyin diyorlar."

 

Hükümet olarak milli birlik ve beraberlik projesini başlattıklarını anlatan Bülent Arınç, şu görüşleri dile getirdi: "Bu ülkede terör olmasın birlik bütünlük olsun dediğimiz zaman MHP ve CHP bize ithamda bulundu. Dediler ki, 'Bakın bakın bunun ardından ne gelecek. Bunlar genel affı getirecekler, Öcalan'ı affedecekler'. Duydunuz değil mi o zaman bunları. Hayır dedik genel af bizim kitabımızda yazmıyor. Öyle bir şey düşünmüyoruz. Ama onlar ısrarla bunu tekrar ettiler. Şimdi Kılıçdaroğlu ne söylüyor; Tunceli'ye gitmiş, Bursa'da böyle bir şey konuşmamış. O nerede ne konuşacağını çok iyi biliyor maşallah. Tunceli'de coşmuş diyor ki; 'Hayır oyu verin hayır oyu sandıktan çıktığı gün genel af gelecek'. Müjde veriyor. Genel af getireceklermiş. Peki benim için söylediklerini nereye koyacaksın. 'Bunlar genel af çıkarır, Öcalan'ı İmralı'dan çıkarır, terör örgütü militanlarını sokağa salar bunlar da Meclis'e girer' diye bana iftira atan sen değil miydin? Hadi bunu Kılıçdaroğlu söylüyor da, onunla birlikte 'hayır' oyu kullanmaya karar veren MHP bu sözlere ne diyor? İşte bu noktaya geldik değerli kardeşlerim. Kılıçdaroğlu daha öncede genel af düşünülebilir demişti. Ankara'ya geldi 'hadi oradan' dediler sözünü geri aldı."

 

MHP tabanının CHP'nin arkasından gitmeyeceğini ifade eden Arınç, "MHP tabanına sesleniyorum; MHP tabanındaki kardeşlerim niçin evet diyeceklerini iyi biliyorlar. Ve genel aftan söz eden bir CHP'nin arkasına vagon olmayı kendilerine zul kabul ediyorlar. Bu çok önemli bir konudur. Biz sadece bugün anayasanın değişmesini konuşmalıyız. 12 Eylül genel seçim değil. Genel seçim olsaydı hamdolsun alanları dolduran 20, 30, 40, 60,80 bin insan yüzde 47'yi de geride bırakarak bizi iktidara getirirdi. Bu sıcağın nemin altında toplanan 60 bin kişi neyin işaretidir? Millet AK Parti'ye güveniyor, AK Parti de millete güveniyor. İki dönemdir iktidarız, üçüncü dönem gelmesinler diye şimdi ağızlarına gelen hakaretleri yapıyorlar." diye konuştu.

 

Kılıçdaroğlu'nun kullandığı 'Hayır da hayır vardır' sözünün Anadolu'daki karşılığının farklı olduğunu aktaran Bülent Arınç, "Bu cümledeki 'hayır' şerrin karşısındaki 'hayır'dır. 'Hayırlı günler, hayırlı ramazanlar' deriz. Bunu şerrin karşılığında kullanırız. Yani 'evet'in karşılığı olarak kullanmıyoruz." ifadelerini kullandı.

TUNCELİ (A.A) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Hayır' deyin barışın, kardeşliğin alın terinin, emeğin kutsallığı öne çıksın. 'Hayır' deyin, toplumsal mutabakatla, kardeşçe, doğudan batıya, güneyden kuzeye herkese özgürce genel affın yolu açılsın'' dedi.

 


Kılıçdaroğlu, memleketi Tunceli'de Eski Kışla Meydanında düzenlenen mitingdeki konuşmasına, ''Sizin Kemalinizim, size geldim'' diyerek başladı.
 

Konuşması öncesi ''Dersim seninle gurur duyuyor'' şeklinde sloganlar atılan Kılıçdaroğlu, ''Türkiye sizinle, Dersimle gurur duyacak'' yanıtını verdi.
Başbakan'ın kendisine, ''Tunceliliyim diyemiyorsun'' dediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, ''Tunceli'deyim, Tunceliliyim, onur duyuyorum'' karşılığını verdi.
Sözlerini, ''Biz insanız, ben Tunceliliyim, ben Tekirdağlıyım, ben Hakkariliyim, Yozgatlıyım, ben insanım, insan'' diye sürdüren Kılıçdaroğlu, ''Şimdi kalkmış soy tartışması başlatıyor. Biz 21. yüzyılda, Türkiye'de şiddet mantığına sahip bir başbakan istemiyoruz, çekilsin o koltuğundan. Beyefendi eline pergel cetvel alıp milletin soyunu sopunu öğrenecekmiş, kimsin sen, hangi yürekle söylüyorsun bunu?'' şeklinde konuştu.
 

 

Siyasette yeni bir sayfa açtıklarını, halkla beraber bir yumruk gibi ülkenin çıkarlarını koruyacaklarını belirten Kılıçdaroğlu, 12 Eylülde yapılacak referandumda ''hayır'' oyu verilmesini istedi.
 

 

Kılıçdaroğlu, ''12 Eylülde sonuçları görünce Recep Beyin Ankara'da yüzünü görmek isterim'' dedi.
 

 

Faili meçhul cinayetlere de değinen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
 

''Bize demokrasi dersi vermeye kalkan sayın Başbakan'a sormak isterim. Biz söyledik, 'yüzde 10 barajını indir, milletin iradesi parlamentoya tam yansısın' dedik, bize inanmadılar, şaka yapıyorsunuz dediler. Yasa teklifini verdik sesleri kesildi. Hani demokrattınız, hani milletin iradesinden söz ediyordun? Bir başka şey, burası da dahil, bu coğrafyada çok sayıda faili meçhul cinayetler işlendi, tüm faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için araştırma önergesi verdik, başka verenler de vardı. Onlara da evet dedik. Recep bey ve arkadaşları faili meçhul cinayetlerin araştırılmasına karşı çıktılar 'hayır' oyu verdiler. Size şikayet ediyorum, Türkiye'ye şikayet ediyorum, onları. Tüm faili meçhul cinayetler halkın iktidarında mutlaka aydınlatılacaktır.''
 

 

Özel yetkili mahkemelerin kaldırılması gerektiğini gündeme taşıdıklarını anımsatan Kılıçdaroğlu, bu mahkemelerin bir hukuk devletine yakışmadığını söyledi.
 

 

Konuşmasında Anayasa Değişikliğine de değinen Kılıçdaroğlu, hükümetin değişiklikte ''Kenan Evren'in bile cesaret edemediği'' bir çok düzenlemeyi getirdiğini savundu.
 

 

''Şeytan ayrıntıda gizlidir'' diyen Kılıçdaroğlu, ''CHP iktidarı ile her düşüncenin özgürce dile getirildiği, korkunun egemen olmadığı bir toplumu hep beraber yaratacağız, umudum sizsiniz, size güveniyorum'' diye konuştu.

 

-GENEL AFFIN YOLU AÇILSIN-

 

Hedeflerini hayallerini gerçekleştirmek için vatandaşa geldiğini belirten Kılıçdaroğlu, ''Size gönül bağı ile bağlıyım, size umut bağı ile bağlıyım. Destek verin, 12 Eylül anayasasına, 12 Eylülde 'hayır' deyin, Türkiye'nin önünü açılsın, değişimin, demokrasinin önü açılsın, 'hayır' deyin haramilerin iktidarını yıkın. Halkın iktidarını kuralım. 'Hayır' deyin barışın, kardeşliğin alın terinin emeğin kutsallığı öne çıksın. 'Hayır' deyin, toplumsal mutabakatla, kardeşçe, doğudan batıya, güneyden kuzeye herkese özgürce genel affın yolu açılsın. Biz samimi söylüyoruz, içten söylüyoruz, Recep Bey gibi camdan konuşmuyoruz, candan konuşuyoruz, barışın kardeşliğin adresi CHP olacaktır.''
 

 

Kılıçdaroğlu, konuşmasının ardından daha önce CHP'li olan ve partiden istifa eden bazı belediye başkanları ile eski milletvekillerine rozetlerini taktı.
Kılıçdaroğlu'nun kente girişinde, ağabeyi Yusuf Ziya Kılıçdaroğlu ile 2 kız kardeşi de parti otobüse bindi.
 

 

Kılıçdaroğlu miting meydanına giderken, ''Tunceli'nin öz evladı, ''Dersim'in onuru bugün memleketinde'' şeklinde anonsa yapılırken, Kılıçdaroğlu otobüsten inerek, miting meydanına giden yolun bir bölümünü yürüyerek gitti. Kılıçdaroğlu, kalabalık nedeniyle güçlükle ilerledi.
 

 

Kılıçdaroğlu, mitingin ardından meydanın yakınındaki Şaroğlu Otele geçerek, burada bir süre dinlendi ve kardeşleri ile görüştü.

ELAZIĞ (A.A) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Adam gibi adamsan, yürekli adamsan, sözüne güveniyorsan, bilgin kültürün varsa çık televizyona tartışalım diyorum. Söz veriyorum, onun yolsuzluk dosyalarını getirmeyeceğim. Sadece Anayasa konuşacağız'' dedi.

 


Kılıçdaroğlu, partisince Elazığ PTT Meydanında düzenlenen mitingde, vatandaşları, ''Merhaba Elazığ, merhaba yiğit insanlar, benim toprağım, benim suyum, benim insanlarım tekrar merhaba'' diye selamladı.

 

''Hayır diyeceğiz ki hayırsızlardan hesap sormayı bilelim'' diyen Kılıçdaroğlu, miting meydanına geldiği seçim otobüsünü işaret ederek, şöyle konuştu:
''Bizim otobüsümüz bu aldığımız para belli. O parayla Türkiye'yi adım adım geziyoruz. Her tarafı gezeceğiz. Biz kendi imkanlarımızla geziyoruz. Recep Bey'in altında otobüsü var. Üzerinde Türkiye Cumhuriyeti yazıyor. Yani devletin imkanlarıyla geziyor.''

 

Anayasa değişiklik paketinde dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin bir maddenin olmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Peki dokunulmazlıkları neden Anayasa değişikliğine koymuyorlar? Eğer bir Başbakan boğazından haram lokma inmemişse, yolsuzluk yapmamışsa neden dokunulmazlıkları kaldırmaz'' diye sordu.


-TELEVİZYON PROGRAMI TEKLİFİ-


Başbakan Erdoğan'a bir televizyon programında karşı karşıya gelme teklifini yineleyen Kılıçdaroğlu, '' Adam gibi adamsan, yürekli adamsan, sözüne güveniyorsan, bilgin kültürün varsa çık televizyona tartışalım diyorum. Söz veriyorum, onun yolsuzluk dosyalarını getirmeyeceğim. Sadece Anayasa konuşacağız. Kenan Paşa'nın yapmaya cesaret edemediğini bunlar yapıyorlar. Siz de biliyorsunuz, ben de biliyorum ki bunlar 12 Eylül'den hesap soramazlar. Hesap soracaksan önünde Yaşar Büyükanıt duruyor. Yürekli adamsan hesap sorarsın. O muhtırayı veren paşadan hesabı da biz soracağız'' diye konuştu.

 

Eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'a üstün hizmet madalyası verilmesini de eleştiren Kılıçdaroğlu, ''Bunlar kendilerine muhtıra veren paşaya üstün hizmet madalyası verdiler. Rahmetli Aziz Nesin olsaydı buna inanamazdı'' dedi.

        

  • A Milli Basketbol takımımız 2010 FİBA Dünya Şampiyonası'na iyi bir başlangıç yaptı. Şampiyonada C grubunda mücadele eden dev adamlar ilk maçında Fildişi Sahili'ni 86-47 yendi. A milli takımımız şampiyonanın ikinci maçını Rusya ile saat 21.00'de oynayacak. .

  • HELSİNKİ (A.A) - UEFA Avrupa Ligi play-off turunda Beşiktaş, rövanşta Finlandiya'nın HJK Helsinki takımını 4-0 yenerek gruplara kaldı.

     

  • Spor Toto Süper Lig'in 2. haftasında Trabzonspor ile Fenerbahçe arasında Avni Aker Stadı'nda oynanan maç ev sahibi takımın 3-2'lik galibiyeti ile sona erdi.


  • İSTANBUL (A.A) - Trabzonspor ile Fenerbahçe, Spor Toto Süper Lig'de yarın yapacakları maçla birlikte tarihte 103. kez karşı karşıya gelecek.


    Trabzon Hüseyin Avni Aker Stadı'nda 13 Şubat 1974 tarihinde yapılan ve 0-0 berabere sonuçlanan Türkiye Kupası çeyrek final maçıyla başlayan 36 yıllık rekabette, galibiyet sayısında Fenerbahçe'nin üstünlüğü bulunuyor.


    Fenerbahçe, geride kalan maçlardan 38'ini kazanırken, Trabzonspor 36 kez galip geldi. Taraflar 28 maçta ise eşitliği bozamazken, sarı-lacivertlilerin toplam 122 golüne, bordo-mavililer 121 golle yanıt verdi.



    -LİGDE DE FENERBAHÇE ÜSTÜN-

    Fenerbahçe ile Trabzonspor, lig tarihinde şimdiye dek 72 kez karşı karşıya geldi.


    İki ekip arasında bugüne kadar ligde yapılan maçlarda, sarı-lacivertlilerin, bordo-mavili takıma karşı galibiyetlerde 28-21'lik üstünlüğü bulunuyor. İki ekip arasında bugüne dek yapılan 23 lig karşılaşmasında ise eşitlik bozulmadı.


    Fenerbahçe'nin ligde attığı toplam 92 gole, Trabzonspor 80 golle yanıt verdi.


    İki takım arasında geçen sezon yapılan lig maçlarında Fenerbahçe deplasmanda 1-0 galip gelirken, İstanbul'daki karşılaşma 1-1 bitti ve Fenerbahçe şampiyonluğu Bursaspor'a kaptırdı.


    Diğer yandan, iki ekip geçen sezon Ziraat Türkiye Kupası'nın finalinde de karşılaştı. Şanlıurfa'daki maçı 3-1 kazanan Trabzonspor, kupayı müzesine götürdü.



    -TRABZON'DAKİ MAÇLAR-

    Trabzonspor ile Fenerbahçe arasında Trabzon'da yapılan maçlarda ev sahibi bordo-mavili takımın üstünlüğü bulunuyor.


    Şimdiye kadar Trabzon'da yapılan 41 resmi ve özel maçta Trabzonspor'un 19, Fenerbahçe'nin ise 12 galibiyeti bulunuyor. Taraflar Trabzon'daki 10 maçta ise eşitliği bozamadı.


    Hüseyin Avni Aker Stadı'nda Trabzonspor 50, Fenerbahçe ise 34 gol attı.


    Trabzon'daki 36 lig maçında ise Trabzonspor 15, Fenerbahçe 12 kez kazanırken, 9 maç eşitlikle sona erdi. Hüseyin Avni Aker Stadı'ndaki lig maçlarında bordo-mavililer 42, sarı-lacivertliler ise 33 gol kaydetti.



    -EN FARKLI SKORLU GALİBİYETLER-

    Fenerbahçe, Trabzonspor'u 5 Mart 1989'da Kadıköy'de 5-1 gibi açık farklı skorla yendi. Bu sonuç, iki takım arasında bugüne kadar yapılan maçlardaki en farklı skorlu galibiyet olarak da tarihe geçti.


    Sarı-lacivertliler ayrıca, 26 Ekim 1991'de Kadıköy'deki lig maçını 4-1, 2000-2001 sezonunda İstanbul'daki lig maçını 5-2, 2001-2002 sezonunda ise yine İstanbul'daki maçı 3-0 kazandı.


    Trabzonspor ise Fenerbahçe karşısındaki tarihindeki en farklı skorlu galibiyetlerini, 11 Ağustos 1992'de Kadıköy'de Şenol Çorlu'nun jübile maçında 4-1, 26 Aralık 1976 ve 9 Mart 1991 tarihlerinde de Trabzon'daki lig maçlarında 3-0'lık sonuçlarla aldı.



    -EN GOLLÜ MAÇLAR-

    İki takım arasındaki en gollü maç, 6 Ekim 1990'da Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda yapıldı. Toplam 8 gol atılan lig maçında Trabzonspor, Fenerbahçe'yi 5-3 yendi.


    Bordo-mavililer ayrıca 21 Mayıs 1994'de Ankara 19 Mayıs Stadı'nda yapılan Başbakanlık Kupası maçında ve 6 Nisan 1997'de yine Trabzon'daki lig maçında rakibini 4-3'lük skorlarla yendi.


    Fenerbahçe ise 17 Ekim 1992'de Hüseyin Avni Aker Stadı'ndaki gol düellosundan 4-3 galip ayrılırken, 2000-2001 sezonunda İstanbul'daki lig maçını 5-2 kazandı.

  • UEFA Avrupa Ligi play-off turu ilk maçında Trabzonspor, deplasmanda Liverpool'a 1-0 yenildi.

    İlk yarıyı 1-0 yenik kapatan bordo-mavililer, ikinci yarıda Ngog ve Torres gibi oyuncuları sahaya süren Liverpool karşısında savunma güvenliğini ön planda tutmaya çalışırken, ender ataklarıyla da rakip kalede gol aradı, ancak başarılı olamadı.

     


Anayasa Değişikliğine destek verecek misiniz?

  • 58

    58%

  • 35

    35%

  • 5

    5%

  • 2

    2%